|
Amanoslar Yürüyüşü
Hatay'ın Dörtyol merkezli aktif derneği AÇED (Amaoslar Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği)'nin MERDAK (Mersin Dağcılık Kulübü) ile 15-16 Mayıs tarihinde Amanos dağlarındaki iki günlük programa Hatay Keşif Fotoğraf Grubu'ndan beş kişilik bir toplulukla katıldık. Kuzuculu Deliçay Alabalık Tesisi'nde, bir akarsu kenarında, çınarların altında oldukça güzel tatlardan oluşan keyifli bir öğlen yemeğinden sonra, ilk rota için yola koyulduk.
|
|
Coşkun Aral’la...
Eski bir taş binanın, bir sabunhanenin restorasyonu ile Hatay ve Türkiye'ye kazandırılan güzel bir otelin avlusunda ahşap divanda oturuyorum. “Haberci” ile birazdan burada oturup konuşacağım. Haberci; yani Coşkun Aral. Gazetecilik mesleğinin yüz aklarından. Yaptığı röportaj ve belgesellerin yanı sıra, çektiği fotoğraflarla da hem ülkemizde hem dünyada tanınan bir meslektaşımız. Coşkun Aral, Siirt'te çıkan ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin en önemli gazetelerinden Siirt Mücadele gazetesinde matbaa mürekkebi ile bulaşanlardan. Derler ki, matbaa mürekkebine bulaşan iflah olmazmış. Cumhur Kılıççıoğlu'nun rahle-i tedrisinden geçmiş Coşkun Aral. Sonra?.. Sonra, leyleği havada görmüş. Başlamış aramaya... “Annemin Yemekleri” isimli bir kitapla gelmiş Antakya'ya. Yemeklerin başkentine... Siirtli bir annenin yaptığı yemeklerin, bir başka coğrafyada yaşayan annelerin yaptığı yemeklerle akrabalıklarını okuyucularının bilgisine, damak tadına sunarak...
|
|
Antakya’da Herise Geleneği
Bildiğiniz gibi, Antakya ve yakın çevresi Müslüman, Hıristiyan, Musevi toplumlarının birarada yaşadığı bir bölgedir. Bu dinlere mensup insanlarımızın renkli, ortak bir kültüre sahip olduklarını görürüz. Bu ortak yaşamın verdiği beraberlikle mutfak kültürü aynı yemeği, Antakya’da her din mensubuna kendi gelenekleri çerçevesinde farklı şekilde yorumlama imkanı sağlamıştır. Bu yemeğin ortak paydası, bazen yemeğin adıdır. Bazen yemeğin ana malzemesi, bazen de geleneğidir. Bu yazımızda Antakya ve çevresinde her din mensubunun yaptığı bir yemeği tanıtmak ve bu sayede de aynı yemeğin farklılığını ve zenginliğini gözler önüne sermek istiyoruz.
|
|
İçimdeki Samandağ
Ey Vasi... Şimdi sana Samandağ'ı nasıl anlatayım? Buraları benden dinlemek istiyorsan, öncelikle sabırlı olman lazım. Sabırlı olmak yetmez; bildiklerinin bir kısmını unutman, bir kısmını değiştirmen, bir kısmını da yeniden gözden geçirmen gerekir. Burası dinle bilimin, yalanla gerçeğin, sadakatle ihanetin, inançla inançsızlığın, umutla umutsuzluğun iç içe geçtiği, birlikte harman oluşturdukları garip memleket...
|
|
Yarıkkaya Efsanesi
İskenderun’da her mevsimin dikkat çekici en az bir özelliği vardır. Yazın bunaltıcı sıcağı, kışın ılıman, bahar aylarının güzel havası, yolu İskenderun'a düşenin ilk izlenimlerinden birini oluşturur. İskenderun'un oldukça çok bilinen, yerel, gizemli bir de fırtınası vardır: Yarıkkaya Fırtınası. Yarıkkaya; İskenderun körfezinin doğusunda, Amanos dağında, İskenderun'un en önemli doğal bir simgesidir. İskenderun'da yaşayan Nusayriler buraya, “Şakkit Ali” (Zülfikâr'ın düşüp yardığı yer) demektedirler. Coğrafik olarak İskenderun, Yarıkkaya ile körfez arasında adeta sıkışmış vaziyettedir. İskenderun'da kuvvetli her fırtınanın Yarıkkaya'dan geldiğine inanılır. Rüzgârı üflediğinde önüne kattığı her şeyi uçurup bırakan Yarıkkaya Fırtınası, İskenderun'da yaşamın bir parçası olmuştur. Türkülerde, şiirlerde, romanlarda, efsanelerde, anılarda, haberlerde neredeyse her İskenderun adı geçişinde ondan da söz edilir. Adı geçmezse, eksik anlatılmıştır.
|